Anasayfa / Gündem / ÜLKÜCÜ ŞEHİDİMİZ HÜRCEM GÜRSOYTRAK 29 Haziran 1978 – Ankara

ÜLKÜCÜ ŞEHİDİMİZ HÜRCEM GÜRSOYTRAK 29 Haziran 1978 – Ankara

Aslen Giresunlu olan Hürcem Gürsoytrak, 18 yaşında, Ankara Keçiören’de ailesiyle birlikte yaşayan ÜGD yönetim kurulu üyesi ülküdaşımızdı.
Hacettepe Üniversitesi Kimya Bölümü öğrencisi Hürcem’in en büyük ülküsü; okuyup devletine, milletine ve vatanına faydalı bir evlat olmaktı.

Babası emniyet amiri, amcası ise o dönem Tabii Senatör,sonrasında Atatürkçü Düşünce Derneğinin Kurucu Genel Başkanı olan Suphi GÜRSOYTRAK’tı.

Bilindik,köklü bir aileye mensuptu. İki kardeştiler. Ağabeyi Mete, hareketli ve sıra dışı kişiliğiyle tanınırken; Hürcem, ağırbaşlılığı, zekâsı, cesareti ve dürüstlüğüyle çevresinde sevilen bir gençti.

Hürcem; Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü’nde ülkücü öğrencilerin ön saflarında yer alıyor, inandığı dava uğruna mücadele ediyordu. Geleceği parlak, devletine hizmet etmeye hazırlanan örnek bir üniversite öğrencisiydi.

O günü dün gibi hatırlıyorum…
29 Haziran 1978 günü saatler 15.00 sıralarını gösterirken, Keçiören Çekirge caddesindeki ocak’da bulunuyorduk. Çekirgedeki ocak teşkilatına bir saldırı hazırlığı yapıldığı haberini almıştık.

Cik cik lakaplı İlhami kardeşimize, Yeniyol’daki Ülkücü Gençlik Derneği’ne giderek başkana haber vermesini ve iki kişinin gönderilmesinin yeterli olacağını söylemiştim.

Ancak haber yayılınca arkadaşlar da toparlanarak Çekirge tarafına inmeye başladılar.
Biz yaklaşık 10-15 kişiydik.

Bugün okulun bulunduğu bölgede, o gün boş arazi olan alanda komünist militanların toplandığını gördük.

Mahallenin sevilen simalarından, çocukları da ülkücü olan Hasan Amca(Engelli), komünistleri görünce yanlarına giderek,burada ne işiniz var,defolun diyerek tepki gösterdi. Komünistler,Engelli Hasan Amcayı tartaklayınca, hepimiz galeyana geldik. Taşlarla ve “Allah Allah!” nidalarıyla üzerlerine yürüdük.

Karşı taraf kaçmaya başladı. İki gruba ayrıldılar. Bir kısmı Tepebaşı istikametine yöneldi. Diger kısım gecekonduların oldugu tepeye kaçarken O bölgenin kendileri tarafından hazırlanmış bir tuzak alanı olduğunu bilmiyorduk.
Arkadaşlarımızdan bir kısmı, aralarında Hürcem’in de bulunduğu grup, tepeye kaçanların peşinden gitti.

Hürcem, silahla ateş açılması üzerine canını kurtarmak için yakınlardaki bir gecekondunun kapısını çalıyor, İçeri sığınmak istiyor,Ancak,kapıyı açan olmuyor.
Peşinden gelen saldırganlar, yakın mesafeden ateş ederek Hürcem’i şehit ediyorlar.

Henüz 18 yaşındaydı…
Hayalleri vardı…
Milletine hizmet etmek istiyordu…
Ama ömrü, inandığı dava uğruna toprağa düşecek kadar kısa sürdü.

Şehadet haberi Keçiören’e yayıldığında bütün ilçe ayağa kalktı. Binlerce ülküdaşımız ve Keçiörenliler sokaklara döküldü. Tepebaşı istikametine doğru yürüyüşe geçildi.

Ankara Emniyeti alarma geçti, takviye birlikler sevk edildi. Yaşanan büyük infial ancak bu şekilde kontrol altına alınabildi.

Yıllar geçti…
Hürcem’in babası Teoman Amca da 2018 yılında Hakk’ın rahmetine kavuştu. Baba ile oğul aynı kabirde buluştu. Dünya hayatında yarım kalan hasret, ebediyet yurdunda sona erdi.

Hürcem Gürsoytrak, ülkücü hareketin geleceği olabilecek, devletine önemli hizmetler verebilecek bir gençti. Onun şehadeti, bu hareketin hangi ağır bedeller ödeyerek bugünlere geldiğinin en açık göstergelerinden biridir.

Bugün makam sahibi olanlar, teşkilatlarda görev alanlar ve davanın emanetini taşıyanlar şunu asla unutmamalıdır:

Bu hareket sadece sözle büyümedi.
Bu hareketin mayasında fedakârlık vardır.
Bu hareketin tarihinde gözyaşı vardır.
Bu hareketin yolunda çile vardır.
Ve bu hareketin temelinde şehitlerin mübarek kanları vardır.

Ahde vefa; sadece yıldönümlerinde isim anmak değildir. Ahde vefa,Davasının liderinin izinde,ülküsünden sapmadan yürümek, şehitlerimizin uğruna can verdiği değerlere sahip çıkmak, hatıralarını yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmaktır. Şehitlerimizi unutmak, geçmişimizi unutmak demektir. Geçmişini unutan milletler ise geleceğini inşa edemez.

Bugün bizlere düşen görev; yalnızca şehitlerimizin isimlerini anmak değil, onların uğruna can verdikleri mukaddes değerlere sahip çıkmaktır. Aziz şehitlerimizin emanet bıraktığı bu kutlu davayı, aynı inanç, aynı sadakat ve aynı kararlılıkla geleceğe taşımaktır.

Unutulmamalıdır ki; bu hareketin harcında şehitlerimizin kanı, anaların gözyaşı, babaların duası ve ülküdaşların fedakârlıkları vardır.

Bugün sahip olduğumuz her makamın, her unvanın, her kazanımın ardında toprağa düşen yiğitlerin bedeli bulunmaktadır. Bu sebeple ahde vefa, sadece geçmişi hatırlamak değil; şehitlerimizin emanetine layık olabilmektir.

Hürcem Gürsoytrak ve onun gibi nice ülkücü şehitlerimiz, genç yaşlarında şahadet şerbetini içerek Türk milliyetçiliği davasının sönmeyen meşaleleri olmuşlardır. Onlar bu dünyadan göçüp gittiler; ancak uğruna mücadele ettikleri ülkü, gönüllerde yaşamaya devam etmektedir.

Başbuğumuzun bizlere emanet ettiği kutlu dava, bugün Bilge Liderimizin rehberliğinde aynı kararlılıkla yoluna devam etmektedir. Bu emanet; makamların, hesapların ve günlük menfaatlerin üzerinde, şehit kanlarıyla sulanmış mukaddes bir emanettir. O emanete sahip çıkmak, geçmişe sadakatin ve geleceğe karşı sorumluluğun gereğidir.

Şehitlerimizi anmak, yalnızca mezarları başında dua etmek değildir. Onları anlamak; cesaretlerini, fedakârlıklarını, dava ahlaklarını ve millet sevgilerini hayatımıza taşımaktır.

Eğer bugün hâlâ üç hilalin gölgesinde birlik ve kardeşlik içinde yürüyebiliyorsak, bunu toprağın bağrında yatan kahramanlarımıza borçluyuz.

Aziz şehidimiz Hürcem Gürsoytrak başta olmak üzere, ebediyete irtihal etmiş bütün ülkücü şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyoruz.
Rabbim onları Peygamber Efendimize komşu eylesin, makamlarını âli, mekânlarını Firdevs Cenneti kılsın.

Ne şehitlerimizi unutacağız, ne de onların bizlere bıraktığı kutlu emaneti yere düşüreceğiz.

Ruhları şâd olsun… Mekânları cennet olsun…
Ruhlarına El-Fatiha…

YAKUP AVCI

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir