İyiki Rızık da Ceza da Allah’ın Elindedir

Nevzat AKSOY

Değerli okuyucularımız,
İnsan denen varlık çoğu zaman gücü eline geçirdiğinde adaleti değil, nefsini konuşturur. Makam bulan ezmeye, servet bulan hor görmeye, kuvvet bulan hükmetmeye yönelir. Eğer insanların elinde rızık dağıtma yetkisi olsaydı, nice insanlar açlıktan kırılır, nice mazlum bir lokma ekmeğe muhtaç bırakılırdı. Eğer cezalandırma yetkisi tamamen insanların insafına bırakılsaydı, dünya yaşanmaz bir zulüm diyarına dönüşürdü. Çünkü insan öfkelendiğinde ölçüyü kaybedebilir, kin tuttuğunda merhameti unutabilir.
Şükürler olsun ki rızkın sahibi de, mutlak hükmün sahibi de Allah’tır. O, kullarına merhametiyle muamele eder. İnsanların hoyratça davranacağı yerde Allah mühlet verir, tövbe kapısını açık bırakır, sabır gösterir.
Yüce Rabbimiz bir ayette şöyle buyuruyor:
“Eğer Allah, insanları yapıp ettikleri yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yerin üstünde tek bir canlı bırakmazdı; fakat onlara belirlenmiş bir vadeye kadar mühlet veriyor. Vâdeleri dolduğunda ise, şüphesiz Allah kullarını hakkıyla görmektedir.”
Bu ayet, ilahi adaletin ne kadar büyük bir rahmetle kuşatıldığını göstermektedir. Çünkü insan hata yapar, günah işler, nankörlük eder; buna rağmen Allah hemen cezalandırmaz. Düşünelim: Her işlediğimiz günahın cezasını anında görseydik hangi birimiz ayakta kalabilirdik? Hangi evde huzur, hangi kalpte umut kalırdı?
Fakat insan öyle değildir. Küçük bir hatada dostunu siler, küçük bir menfaat uğruna kardeşini yarı yolda bırakır. Nice insanlar vardır ki ellerine biraz imkân geçince kendilerini ilah zannederler. Fakiri küçümser, muhtacı aşağılar, garibin halini anlamazlar. Hâlbuki kendilerine verilen nimetlerin gerçek sahibi onlar değildir. Mal da makam da güç de Allah’ın bir emanetidir.
Bugün dünyada yaşanan zulümlerin temelinde de bu vardır: İnsan kendisini yetki sahibi görünce haddini unutuyor. Oysa Allah’ın adaleti kusursuzdur. O, kimsenin rızkını unutmaz. Bir karıncayı bile aç bırakmayan Rabbimiz, kullarının feryadını elbette işitmektedir.
Bazen insan sabırsız davranır ve şöyle der: “Bu kadar zalimlik yapılıyor, neden hemen ceza gelmiyor?”
İşte burada ilahi hikmet devreye girer. Allah mühlet verir ama ihmal etmez. Sessizlik, cezasızlık değildir. Geciken adalet, yok olan adalet değildir. Nice zalimler vardır ki güçlerine güvenmişler, saltanatlarının sonsuza kadar süreceğini sanmışlardır. Fakat zamanı gelince bir rüzgâr gibi dağılıp gitmişlerdir. Firavunlar, Nemrutlar, zalim hükümdarlar hep bunun örneğidir.
Müminin görevi ise Allah’ın adaletine güvenmek, sabırlı olmak ve kendi nefsini düzeltmektir. Çünkü insan başkasının hesabını konuşmadan önce kendi hesabını düşünmelidir. Her nimet şükür ister, her günah tevbe ister.
Unutmayalım: İnsanların kapısı kapanabilir ama Allah’ın rahmeti kapanmaz. İnsan affetmeyebilir ama Allah affedicidir. İnsan ekmeği esirgeyebilir ama Allah rızkı dilediğine ulaştırır.
Öyleyse ne zalimin gücünden korkalım ne de dünyanın geçici ihtişamına aldanalım. Çünkü son söz insanların değil, Allah’ındır. Ve Allah hükmedenlerin en adaletlisidir.
Rabbim bizleri kibirden, zulümden ve merhametsizlikten korusun. Kalplerimize adalet, vicdan ve takva nasip etsin. Âmin.
Vesselam
Nevzat AKSOY

Related Posts

BAYRAKSIN ANAM

Şefkatın ocağı ana kucağıMerhamet kaynağı pınarsın anamSenle dalgalanır ömrüm sancağıÖzümde sözümde bayraksın anam Gökyüzümde yıldız dogan bir aysınSöyle kalem seni nasıl anlatsınHarfler ifade etmez söz nasıl yetsinAzımı çoğa ki sayasın…

YAĞMUR ALTINDA BİR VEDA, HAYATA DAİR BİR DERS

Nevzat AKSOY Değerli okuyucularım, hepinize dua ve selam ile yazıma başlıyorum. Allah’ın rahmeti, bereketi ve mağfireti hepimizin üzerine olsun inşallah.Dün teyzem Rahmân’ın rahmetine kavuştu. Öncelikle tüm geçmişlerimize Allah’tan rahmet diliyor,…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir