Nevzat AKSOY
Değerli okuyucularım, hepinizi saygı, dua ve muhabbetle selamlıyorum.
Yaşadığımız çağın en büyük problemlerinden biri nedir biliyor musunuz?
Sabırsızlık…
İnsanlar artık beklemeyi bilmiyor. Hemen olsun istiyorlar. Hemen kazansın, hemen yükselsin, hemen mutlu olsun istiyorlar. Oysa hayatın en büyük kazanımları çoğu zaman sabrın ardından gelir.
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”
(Bakara Suresi, 153)
Bir insan için bundan daha büyük bir müjde olabilir mi? Allah’ın beraber olduğu bir kul, aslında hiçbir zaman yalnız değildir. Fakat ne yazık ki günümüzde insanlar sabretmeyi değil, öfkelenmeyi öğreniyor. Tahammülü değil, kırıp dökmeyi tercih ediyor.
Çünkü nefis acelecidir. Beklemek istemez. Sonucu görmeden yürümek istemez. İşte bu yüzden nice insanlar bir anlık öfke, birkaç dakikalık hırs ve geçici bir sabırsızlık yüzünden hayatlarını mahvetmektedir.
Bugün dağılan ailelerin, biten dostlukların, parçalanan yuvaların temelinde çoğu zaman sabırsızlık vardır.
Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor…
Herkes kırıyor ama kimse tamir etmiyor…
Herkes istiyor ama kimse beklemeyi bilmiyor…
Oysa sabır sadece beklemek değildir.
Sabır; öfkeyi yutabilmektir.
Sabır; nefsini susturabilmektir.
Sabır; acıya rağmen doğru yolda yürüyebilmektir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor:
“Gerçek sabır, musibetin ilk anında gösterilen sabırdır.”
(Buhârî, Cenâiz 32; Müslim, Cenâiz 15)
İşte asıl imtihan budur. Her şey geçtikten sonra sakin olmak kolaydır. Önemli olan, insanın canı yanarken sabredebilmesidir.
Çünkü sabır insanı olgunlaştırır. Sabır insanı Allah’a yaklaştırır.
Sabırsız insan ise çoğu zaman şeytanın oyuncağı hâline gelir. Bir anda öfkelenir, yanlış karar verir, kırar, döker, sonra da ömür boyu pişmanlık yaşar.
Ne yazık ki bugün bir dakikalık öfke yüzünden yıllarını kaybeden insanlar var…
Bir anlık hırs uğruna yuvasını dağıtanlar var…
Sabredemediği için hem dünyasını hem ahiretini kaybedenler var…
Allah Resûlü (s.a.v.) başka bir hadisinde şöyle buyuruyor:
“Kuvvetli kimse, güreşte rakibini yenen değil; öfke anında nefsine hakim olandır.”
(Buhârî, Edeb 76; Müslim, Birr 107)
Demek ki gerçek güç bağırmakta değil; susabilmektedir.
Gerçek güç kırmakta değil; affedebilmektedir.
Gerçek güç dağıtmakta değil; toparlayabilmektedir.
Değerli kardeşlerim…
Bugün insanlar hızlı yaşamaya alıştı. Hızlı para, hızlı başarı, hızlı mutluluk istiyorlar. Ama Allah bazı kapıları sabır olmadan açmaz. Çünkü sabır, kulun samimiyetini ortaya çıkarır.
Hz. Ömer (r.a.) ne güzel söylemiş:
“Hayatın en güzelini sabırla elde ettik.”
Evet…
Sabreden insan bilir ki Allah geciktiriyorsa unutmadığı içindir. Susturuyorsa terk ettiği için değil, zamanı gelmediği içindir.
Unutmayalım…
Sabır pasiflik değildir.
Sabır teslimiyettir.
Sabır iman gücüdür.
Sabır Allah’a güvenmektir.
Ve Allah, sabreden kulunu hiçbir zaman yalnız bırakmaz.
Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Sabredenlere mükafatları hesapsız olarak verilecektir.”
(Zümer Suresi, 10)
Ey insan!
Eğer Allah seninle beraber ise, kaybetmekten neden korkuyorsun?
Ama Allah’tan uzaklaşıp nefsinin peşinden gidersen, dünyanın tamamı senin olsa ne fayda eder?
Öyleyse sabret…
Öfkene karşı sabret…
Nefsine karşı sabret…
İnsanların eziyetine karşı sabret…
Yokluğa karşı sabret…
Çünkü sabrın sonunda Allah vardır.
Ve Allah’ın olduğu yerde kayıp yoktur.
Vesselam…
Nevzat AKSOY




