Bazen bazı kısa sözler, uzun uzun anlatılanlardan daha etkili olur. Çünkü doğru zamanda söylenir ve görünenden çok daha fazlasını ifade eder.
11 Eylül akşamının geç saatlerinde, Kerkük İl Meclisi’ndeki Arap grubunun sosyal medya sayfalarında, Kerkük Valisi’ne desteklerini, vilayetin istikrarına ve barış içinde bir arada yaşama ortamının korunmasına verdikleri önemi vurgulayan bir bildiri yayımlandı. Oğlum da bu bildiriyi Facebook sayfasında dikkat çekici bir şekilde paylaştı.
Ben de onun paylaşımını kopyalayarak Kerkük’te tanınan Arap siyasetçilerden birine gönderdim. Kendisi siyasetin içinde uzun yıllar bulunmuş, siyasetin koridorlarını bilen ve olayların ardındaki anlamları okuyabilen birisidir.
Bana kısa bir mesajla şu cevabı verdi:
“İbnü’l-vez avvam.”
Yani:
“Ördek yavrusu yüzmeyi bilir.”
Bu sözü okuyunca gülümsedim.
Bu halk deyimi, çocuğun bazı özelliklerini ve ilgi alanlarını anne veya babasından edinebileceğini anlatır. Bu, mutlaka doğrudan öğreterek değil; evde ve hayatın içinde gördükleri, duydukları ve yaşadıkları yoluyla da olabilir.
Gerçek şu ki insan, çocuklarının yolunu seçemez; onların geleceğini kendi istediği gibi yazamaz. Her birinin kendi karakteri, düşüncesi ve tercihleri vardır. Ancak insanın oğlunun toplumsal ve kamusal meselelere ilgi duyduğunu, kendi şehrinde olup bitenleri takip ettiğini ve önemli gördüğü bir konuda düşüncesini ortaya koyduğunu görmesi elbette güzeldir.
Özellikle Kerkük’te siyaset yalnızca başlıklardan ve makamlarla ilgili tartışmalardan ibaret değildir. Siyaset, insanların hayatının ve şehrin geleceğinin bir parçasıdır. Bu nedenle istikrar, ortaklık ve birlikte yaşama kültürüne sahip çıkmak, kişileri ve makamları aşan bir sorumluluktur.
Bu yüzden “Ördek yavrusu yüzmeyi bilir” sözünü yalnızca bir iltifat olarak görmedim. Ben bu sözü, bazı ilgi ve hassasiyetlerin nesilden nesile aktarılabileceğine dair güzel bir işaret olarak değerlendirdim. Babanın önem verdiği bir konu, oğlunda kendi tarzıyla ve kendi düşüncesiyle karşılık bulabilir.
Ben inanıyorum ki insanın çocuklarına bırakabileceği en değerli miras makam veya nüfuz değildir.
Asıl miras; bir ilke, bir duruş, insanlara karşı saygı ve şehre ve topluma hizmet etmenin kişisel çıkar için değil, bir sorumluluk olduğu inancıdır.
Oğlumun ise kendi yolu ve kendi düşüncesi vardır. O da kendi tercihleri ve duruşlarından, tıpkı bizim kendi duruşlarımızdan sorumlu olduğumuz gibi, sorumlu olacaktır.
Şimdi, bu satırları yazarken saat gece yarısını geçmiş, 01.30’u gösteriyor. O tanınmış siyasetçinin söylediği o kısa söz üzerinde bir kez daha düşünüyorum:
“Ördek yavrusu yüzmeyi bilir.”
Belki onun için sadece anlık, sıradan bir sözdü. Fakat benim için başka bir anlam taşıyor.
Çünkü bir baba, oğlunun kendisinin aynısı olmasını istemez. Asıl dileği, oğlunun kendi yolunu çizebilmesini sağlayacak değerleri taşımasıdır.
Her neslin kendi tecrübesi, her insanın kendi yolu vardır…
Fakat güzel ilkeler bir nesilden diğerine aktarıldığında, kaybolmaz.
Ali Mehdi Sadık
13 Eylül 2026
Kerkük





