BİRLİKTE YAŞAMAK DEĞİL, BİRBİRİMİZDEN SORUMLU OLMAK

Değerli okuyucularımız, birbirinden haberdar olmayan; kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemeyen bir toplumun gerçek anlamda huzur ve sükûnete kavuşması mümkün değildir.

Birlik ve beraberlik, yalnızca bir toplumun ayakta kalmasının değil, aynı zamanda insanlık onurunun korunmasının da temelidir. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı; bireysel çıkarı, duyarsızlığı ve toplumsal çözülmeyi besler.

Oysa bizim medeniyetimiz, “insan insana emanettir” düsturunu esas alır. Bu anlayış; sorumluluk, merhamet ve dayanışma ile yoğrulmuş köklü bir ahlâkın yansımasıdır.İnsan, sadece kendisinden ibaret değildir. İçinde yaşadığı toplumun bir parçasıdır; o toplumun sevinci de hüznü de ona aittir.

Bu nedenle Türkiye’nin ayıbı bizim ayıbımızdır. Yoksulu, garibi, kimsesizi bizim sorumluluğumuzdadır. Toplumsal yaraları görmezden gelmek, aslında kendi insanlığımızdan uzaklaşmaktır.İslam ahlâkı bu konuda son derece açık ve güçlü bir rehber sunar.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”Bu hadis, yalnızca fiziksel açlığa değil; ilgiye, sevgiye ve adalete duyulan açlığa da işaret eder. İnsan, çevresindeki ihtiyaçları fark etmeli ve elinden geldiğince gidermeye çalışmalıdır.Bir başka hadiste ise şöyle buyrulur:“Müminler bir beden gibidir.

O bedenin bir uzvu rahatsız olduğunda, diğer uzuvlar da bu acıyı hisseder.”Bu benzetme, birlik ve beraberliğin ne denli hayati olduğunu açıkça ortaya koyar. Toplumun bir kesimi sıkıntı içindeyken diğer kesimlerin bundan etkilenmemesi düşünülemez. Duyarsızlık, bu bütünlüğü zedeler.

Edebiyatımız da bu anlayışı derin bir şekilde yansıtır. Yunus Emre’nin şu sözleri, insan sevgisinin en saf hâlini ifade eder:“Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü.”Bu bakış açısı, insanı insan olduğu için değerli kılar; ayrım yapmadan, ötekileştirmeden herkesi kucaklamayı öğütler.Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ise şöyle der:“Bir mum diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.”İyiliğin paylaşıldıkça çoğaldığını, merhametin eksilmediğini anlatır.

Bir insanın derdine derman olmak, sadece ona değil tüm topluma ışık olur.Bugün en büyük imtihanlarımızdan biri, başkalarının acılarına karşı ne kadar duyarlı olduğumuzdur.

Yoksulluk, adaletsizlik ve yalnızlık gibi sorunlar sadece belirli kesimlerin değil, hepimizin meselesidir. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” demek; yarın o yılanın gelip bizi de bulabileceğini unutmaktır.

Oysa gerçek insanlık, başkasının yükünü omuzlamaktan geçer. Komşusu açken tok yatmayan, yetimin başını okşayan, mazlumun yanında duran bir toplum; sadece güçlü değil, aynı zamanda erdemlidir.Sonuç olarak; birlik ve beraberlik kuru bir slogan değil, yaşanması gereken bir ahlâktır.

Türkiye’nin her ferdini kendi sorumluluğumuz olarak görmek, bu topraklara ve bu millete olan borcumuzdur. İnsan insana emanettir.

Bu emaneti korumak ise en büyük insanlık görevimizdir.

Nevzat AKSOY

  • Related Posts

    HAK-İŞ’ten ‘Sumud Gemisi’ yorumu!

    HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, Hizmet-İş Sendikası 2026 yılı 1. Grup Büyük Temsilci Buluşması kapsamında düzenlenen eğitim seminerine katılarak önemli açıklamalarda bulundu. Arslan, HAK-İŞ’in Filistin dayanışmasına değinerek, Global SUMUD filosunun…

    Erdoğan’dan Carney’e Türkiye daveti

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ile yaptığı telefon görüşmesinde ikili ilişkiler ve küresel gelişmeleri ele aldı. Erdoğan, Carney’i Ankara’daki NATO Zirvesi ile COP31’e davet etti. ANKARA (İGFA)…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir