Selçuk Duracık – Halil Esendağ
5 Haziran 1983, Buca / İzmir
Gökyüzü bile ağladı Selçuk’a, Halil’e… Rahmet yağdı Buca’ya.
Diktirdikleri uzun beyaz giysileri giydiler; ellerinde Kur’an-ı Kerim ve Türk bayrağıyla sehpaya yürüdüler. Son sözleri Kelime-i Şehadet oldu.
Anlatılanlara göre, cansız bedenleri ilahi bir kudretle kıbleye yöneldi. O anlara şahit olanlar, yaşananları yıllar boyunca unutamadı.
Yağmurun hafif hafif çiselediği bir şafak vaktinde sehpaya yürüyen iki yiğit; celladından helallik isteyen iki genç…
Ruhları şad olsun.
O gece bir koğuş, göklerle birlikte Selçuk ve Halil’e ağlıyordu. Dillerde tek bir cümle vardı:
“O gece Buca’ya rahmet yağdı.”
İnfaz sırasında görev yapan Buca Muradiye Camii İmamı’nın yıllar sonra aktardığı hatıralar ise hafızalara kazındı:
“Bana ‘Hiç evliya gördün mü?’ diye soranlara, ‘Evet, Halil ile Selçuk’u gördüm.’ diyeceğim.”
İmamın anlatımına göre, daha önce farklı siyasi görüşlerden gençlerin infazlarında da bulunmuştu. Ancak Selçuk Duracık ve Halil Esendağ’ın vakur duruşları, teslimiyetleri ve inançları karşısında derin bir etkilenme yaşamıştı.
İnfaz öncesinde sağlık durumları sorulduğunda:
“Elhamdülillah, taş gibiyiz. Hiçbir şikâyetimiz yok.”
cevabını vermişlerdi.
Son arzuları ise cenazelerinin ailelerine teslim edilmesiydi.
Kendilerine yapılan dini telkinleri büyük bir saygıyla dinlemiş, son anlarında iki rekât namaz kılarak Allah’a dua etmişlerdi.
Sehpaya yürürken tekbir getiriyor, Kelime-i Şehadet okuyorlardı.
İmamın aktardığına göre, her ikisi de cellada aynı sözleri söylemişti:
“Hakkını helal et.”
Bu sözler karşısında celladın dahi derinden etkilendiği ve yıllar sonra bu olayı unutamadığı ifade edilmektedir.
Aradan geçen yıllara rağmen Selçuk Duracık ve Halil Esendağ, ülkücü camiada inançları, vakur duruşları ve hatıralarıyla anılmaya devam etmektedir.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Unutmak tükenmektir.
Unutmadık… Unutmayacağız… Unutturmayacağız…
#TaşMedreseliler #ÜlkücüŞehitler
Mehmet Yamtar Çelik




