NEVZAT AKSOY
“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen ne yeri yarabilirsin ne de dağlar kadar yükselebilirsin.” (İsrâ Suresi, 37. ayet)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.” (Müslim, İman, 147)
Değerli okuyucularımız,
İnsanoğlunun en büyük imtihanlarından biri, eline güç, makam, para veya imkân geçtiğinde karakterini koruyabilmesidir. Ne yazık ki bazı insanlar, yoklukla geçen yıllarını, çektiği çileleri ve kendisine uzanan yardım ellerini çok çabuk unutuyor. Dün kapısını çaldığı insanların yüzüne bugün bakmaz hâle geliyor; geldiği yeri inkâr ediyor, sahip olduğu imkânları ise bir üstünlük vesilesi sanıyor.
Oysa gerçek büyüklük, yükseldikçe alçakgönüllü kalabilmektir. İnsan, sahip olduğu makamla değil; merhametiyle, vicdanıyla ve insanlara gösterdiği saygıyla değer kazanır. Bugün varlıklı olmak, yarın da aynı imkânlara sahip olunacağı anlamına gelmez. Hayat, dün yoksul olanı zengin ettiği gibi, bugün güçlü olanı da yarın güçsüz bırakabilir.
Ne acıdır ki bazıları, bir zamanlar kendilerinin yaşadığı sıkıntıları unutup bugün aynı zorlukları yaşayan insanları küçümseyebiliyor. Hor görmek, kibirlenmek ve insanları aşağılamak ne dinimizin ne de insanlığın kabul edeceği davranışlardır. Kibir, insanı yücelten değil; manen küçülten en büyük hastalıklardan biridir.
Unutulmamalıdır ki insanın değeri cebindeki parayla, oturduğu koltukla veya sahip olduğu makamla ölçülmez. Asıl değer; dürüstlükte, tevazuda, vefada ve güzel ahlaktadır. İnsan, geçmişini unuttuğu gün kimliğini de kaybetmeye başlar. Kökünü inkâr eden bir ağacın ayakta kalması nasıl mümkün değilse, geçmişini unutan insanın da sağlam bir karakter üzerinde durması mümkün değildir.
Bugün kendini büyük görenler, yarının ne getireceğini bilemez. Hayat, herkese aynı dersi farklı zamanlarda verir. Bu yüzden sahip olduklarımızla övünmek yerine şükretmeyi, insanları küçümsemek yerine onlara destek olmayı öğrenmeliyiz.
Çünkü geride bırakacağımız en büyük miras; malımız, makamımız veya servetimiz değil, insanlara bıraktığımız güzel izlerdir. Gün gelir her şey geride kalır. Geriye sadece yaptığımız iyilikler, gösterdiğimiz merhamet ve hakkımızda edilen dualar kalır.
Kibirle yükseldiğini sananlar, aslında insanlığından uzaklaşırlar. Tevazu ise insanı hem Allah katında hem de insanlar arasında yüceltir. Gelin, geldiğimiz yeri unutmayalım; bize uzanan elleri inkâr etmeyelim ve sahip olduklarımızı bir üstünlük sebebi değil, bir emanet olarak görelim. Çünkü gerçek zenginlik malda değil, güzel ahlakta ve insanlıktadır.
Unutmayalım ki; bugün makamına güvenen, yarın o makamı; servetine güvenen, bir gün o serveti; çevresine güvenen ise zamanı geldiğinde o çevreyi kaybedebilir. İnsan, toprağa girerken ne makamını ne servetini ne de alkışlayan kalabalıkları yanında götürebilir. Kefenin cebi yoktur. Geriye yalnızca güzel ahlak, salih ameller ve insanların gönlünde bırakılan hayırla anılan bir isim kalır.
Rabbimiz bizleri kibirden, nankörlükten ve vefasızlıktan muhafaza eylesin. Bize tevazu sahibi olmayı, geçmişimizi unutmamayı ve insanlara merhametle yaklaşmayı nasip eylesin.
Vesselâm…
Nevzat AKSOY





