Anasayfa / Genel / Kerkük’te Habil ile Nabil’i Ayırt Etmek

Kerkük’te Habil ile Nabil’i Ayırt Etmek

Kerkük’te son günlerde yaşananlar, tepkilere kapılmak yerine üzerinde durmayı ve düşünmeyi gerektiriyor.

Sosyal medya sayfalarında bazı tarafları ve şahsiyetleri hedef alan kampanyalar giderek artarken, buna bazı idari kararlar, olaylar ve arazi meseleleri de eşlik ediyor. Bu durum, özellikle Kerkük gibi hassas bir şehirde, medya üzerinden yükselen gerilimin toplumsal bir gerilime dönüşebileceği konusunda ciddi endişeler doğuruyor. Çünkü küçük bir kıvılcım bile daha büyük bir fitne çıkarmak isteyenler tarafından kullanılabilir.

Türkmen Valiye yönelik medya kampanyası, şehir merkezindeki Türkmen Şehitler Anıtı’na yapılan saldırı, vilayet dairelerindeki bazı idari birimlerde bakanlıklar tarafından gerçekleştirilen değişiklikler ve aynı dönemde bazı Türkmen köylerine ait arazilerin vatandaşlara dağıtılmak üzere tahsis edilme düşüncesi , bunların tamamı dikkatle takip edilmesi ve incelenmesi gereken konulardır.

Ancak en büyük hata, bütün bu olayları tek bir meseleymiş gibi değerlendirmek veya gerçeği öğrenmeden hepsine tek bir açıklama getirmektir.

Şunları sormalıyız:

Bazı gelişmeler düzeltilebilecek yanlış idari kararların sonucu mu?

Siyasi bir yanlış değerlendirme mi söz konusu?

Bazı taraflar bu meseleleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya mı çalışıyor?

Ve bazı konularda, Kerkük’ün farklı bileşenleri arasında gerilim yaratmaktan çıkar sağlayan, perde arkasında çalışan eller var mı?

Bu soruların cevabı sloganlarla veya sosyal medya paylaşımlarıyla verilemez.

Önce meseleleri birbirinden ayırmalı, sonra hüküm vermeliyiz.

İdari hata ile komplo arasında, siyasi karar ile yanlış siyasi değerlendirme arasında, meşru protesto ile toplumsal olayları kışkırtma girişimi arasında fark vardır.

Öte yandan, sakin olmak susmak anlamına gelmez; sağduyulu davranmak da haklardan vazgeçmek değildir.

Vatandaşların hakları, devletin ve köylerin arazileri, Kerkük’ün bileşenlerini temsil eden semboller ve vilayet kurumlarındaki denge; bütün bunlar, kışkırtmadan ve duygusal yaklaşımlardan uzak, ciddi ve sorumlu bir şekilde takip edilmesi gereken konulardır.

Kerkük’ün bugün ihtiyacı, ateşe odun atanlar değil; sorunun nerede olduğunu, arkasında kimin bulunduğunu ve mesele büyümeden nasıl çözülebileceğini bilen insanlardır.

Bu nedenle bu dönemde siyasetçinin, aydının, gazetecinin ve aktivistin sorumluluğu yalnızca konuşmak değildir. Suçlamadan önce araştırmak, hüküm vermeden önce anlamak, gerilimi artırmadan önce sakinleştirmek gerekir.

Çünkü kriz dönemlerinde bir söz kıvılcım olabilir; başka bir söz ise ateşin üzerine dökülen su gibi yangını söndürebilir.

Durumu yatıştırmak ve çözüm yoluna sokmak; soğukkanlı bir akıl, doğru ve güvenilir bilgiler ve açık bir siyasi duruş gerektirir.

Duygusallık ise olayları birbirinden kopuk görmemize neden olur. Oysa bazı gelişmeler birbiriyle bağlantılı olabilir. Bu durum, görünenin peşinden koşarken perde arkasında daha tehlikeli olanı gözden kaçırmamıza da yol açabilir.

Meseleleri gerçek yüzüyle anlamadan hüküm verirsek, Habil ile Nabil’i ayırt edemeyiz.

Ali Mehdi Sadık
10 Eylül 2026

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir