Fransa’nın Grenoble şehrinde Ülkü Ocakları Konfederasyonunda gurbetçi vatandaşlarımızla bir araya gelme fırsatı bulduğum bu anlamlı süreçte; ibadetin huzurunu, kültürümüzün derinliğini ve sporun birleştirici gücünü aynı ortamda yaşamak, tarifsiz bir gurur ve mutluluk vesilesi olmuştur.

Ramazan ayının manevi atmosferi içerisinde, farklı şehirlerden gelen vatandaşlarımızla birlikte saf tutarak namaz kılmak, aynı sofrada oruç açmak ve ardından Galatasaray’ın maç heyecanını paylaşmak; bizlere sadece bir etkinlik değil, adeta Türkiye’nin ruhunu yurt dışında yaşatan bir tablo sunmuştur.

Bu birliktelik, millet olma bilincinin coğrafya ile sınırlı olmadığını açıkça göstermektedir.
Gurbet ellerde yaşayan vatandaşlarımızın; vatan sevgisini, milli ve manevi değerlerini böylesine güçlü şekilde muhafaza etmesi ve yeni nesillere aktarması, geleceğimiz adına umut verici bir gelişmedir.

Kültürümüzün, inancımızın ve dayanışma ruhumuzun Avrupa’nın kalbinde bu denli canlı tutulması, milletimizin köklü yapısının en önemli göstergelerindendir.
Bu anlamlı buluşmada gözlemlediğim en önemli hususlardan biri de; farklı şehirlerden gelen insanlarımızın hiçbir ayrım gözetmeksizin aynı çatı altında kenetlenmesi, kardeşlik duygularını pekiştirmesi ve ortak değerlerde buluşması olmuştur.
Bu tablo, “birlik ve beraberlik” kavramının sadece sözde değil, fiilen yaşandığını ortaya koymaktadır.

Ben de bir eğitimci, gazeteci ve yazar olarak, bu atmosferi yerinde gözlemlemekten büyük bir memnuniyet duydum.
Gurbetçi vatandaşlarımızla gerçekleştirdiğimiz sohbetlerde; ülkemize duyulan özlem, vatan sevgisi ve milli bilinç açıkça hissedilmiştir.
Bu duyguların, nesiller boyu yaşatılacağına olan inancım daha da güçlenmiştir.
Bu vesileyle bir kez daha ifade etmek isterim ki; nerede olursak olalım, bizi biz yapan değerler etrafında kenetlenmeye devam ettiğimiz sürece güçlü bir millet olmaya devam edeceğiz.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi doğrultusunda; barış, kardeşlik ve huzur içerisinde, hem ülkemizde hem de dünyanın dört bir yanında aynı bilinçle yaşamayı sürdüreceğiz.
Gurbetin ortasında kurulan bu gönül köprüsü, sadece bir buluşma değil; milli kimliğimizin, inancımızın ve kültürel değerlerimizin güçlü bir yansıması olarak hafızalarda yerini almıştır.




