Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurucu lideri olan Türkeş, 4 Nisan 1997 tarihinde hayata veda etmiş; ardında derin bir fikir mirası, güçlü bir dava bilinci ve milyonların gönlünde silinmez izler bırakmıştır. “Başbuğ” olarak anılan Türkeş, sadece bir siyasi lider değil, aynı zamanda Türk milliyetçiliği düşüncesinin önemli yapı taşlarından biri olarak hafızalara kazınmıştır.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da 4 Nisan’da düzenlenen anma programlarında, Türkeş’in Türk milletine adadığı ömrü, devlet ve millet sevdasıyla şekillenen mücadelesi bir kez daha hatırlatıldı. Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleştirilen etkinliklerde, onun “önce ülkem ve milletim” anlayışı vurgulanırken, fikirlerinin bugün de yol gösterici olduğu ifade edildi.
Siyasi hayatı boyunca milli birlik ve beraberlik vurgusunu ön planda tutan Türkeş, özellikle genç nesillere bıraktığı “ülkü” kavramı ile sadece kendi dönemine değil, geleceğe de yön veren bir lider olarak değerlendiriliyor. Onun ortaya koyduğu doktrin ve fikirler, aradan geçen yıllara rağmen etkisini sürdürmeye devam ediyor.
Anma törenlerinde konuşan partililer ve vatandaşlar, Türkeş’e duyulan özlemi dile getirirken, onun aziz hatırasını yaşatmanın en büyük sorumluluk olduğunu ifade etti. Katılımcılar, Türkeş’in Türk milletinin gönlünde müstesna bir yere sahip olduğunu ve her geçen yıl bu sevginin daha da güçlendiğini belirtti.
Vefatının üzerinden geçen yıllara rağmen Alparslan Türkeş, Türk siyasetinde ve toplumsal hafızada önemli bir yer edinmeye devam ediyor. Başbuğ Türkeş, fikirleri, mücadelesi ve bıraktığı mirasla daima saygı ve özlemle anılmayı sürdürüyor.







