İslam Dünyası Muharrem Ayının Manevi İklimini Yaşıyor
Hicrî yılın ilk ayı olan Muharrem ayı, İslam dünyasında manevi değeri yüksek mübarek zaman dilimlerinden biri olarak kabul edilmektedir. İbadetlerin artırıldığı, yardımlaşma ve paylaşmanın ön plana çıktığı bu mübarek ayın onuncu günü olan Aşure Günü ise asırlardır Müslümanlar tarafından büyük bir önemle idrak edilmektedir.
Aşure Günü, yalnızca bir tatlı geleneğinin değil; insanlık tarihine yön veren olayların, peygamberlerin hayatındaki önemli gelişmelerin ve İslam tarihinin derin hatıralarının sembolü olarak kabul edilmektedir.
Aşure Gününün Hikâyesi Hz. Nuh ve Büyük Tufan’a Dayanıyor
Aşure gününün hikâyesi, insanlık tarihinin en bilinen rivayetlerinden biri olan Hz. Nuh ve Büyük Tufan hadisesine dayanmaktadır. Rivayete göre Hz. Nuh, yıllar boyunca insanları Allah’ın birliğine ve doğru yola davet etmiş, ancak çok az kişi kendisine inanmıştır.
Allah’ın emri üzerine büyük bir gemi inşa eden Hz. Nuh, kendisine iman edenleri ve her canlı türünden birer çifti gemiye almıştır. Ardından yeryüzünü büyük bir tufan kaplamış, günlerce süren yağmurlar ve taşan sular her yeri örtmüştür.
Rivayetlere göre aylarca süren tufanın ardından Allah’ın emriyle sular çekilmiş, yağmurlar durmuş ve Hz. Nuh’un gemisi Muharrem ayının onuncu gününde Cudi Dağı’na oturmuştur. Gemide kalan son erzaklar olan buğday, nohut, fasulye, kuru meyveler ve çeşitli yiyecekler bir araya getirilerek büyük bir kazanda pişirilmiştir.
Bugün Anadolu’da ve İslam coğrafyasında yapılan aşure geleneğinin kökeninin bu olaya dayandığı kabul edilmektedir. Aşure, farklı malzemelerin aynı kazanda birleşmesiyle birlik, beraberlik ve paylaşmanın da sembolü hâline gelmiştir.
Peygamberlerin Hayatındaki Önemli Olaylarla Anılıyor
İslam geleneğinde Aşure Günü’nün önemini artıran birçok rivayet bulunmaktadır. Bu rivayetlere göre;
- Hz. Musa’nın ve İsrailoğullarının Firavun’un zulmünden kurtuluşu,
- Hz. Eyyûb’un hastalıklarından şifa bulması,
- Hz. Yunus’un balığın karnından kurtulması,
- Hz. Âdem’in tövbesinin kabul edilmesi,
- Hz. İbrahim’in ateşten kurtulması
gibi önemli hadiselerin Aşure Günü’nde gerçekleştiğine inanılmaktadır.
Bu nedenle Aşure Günü, Allah’ın rahmetini, yardımını ve kullarına olan lütfunu hatırlatan mübarek günlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Muharrem Ayı Kerbela’nın Hüznünü de Taşıyor
Muharrem ayı ve Aşure Günü, İslam tarihinde derin bir acının da hatırasını taşımaktadır. Hicrî 61 yılında, Muharrem ayının onuncu gününde Kerbela’da yaşanan olay, Müslümanların ortak hafızasında önemli bir yere sahiptir.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin ile beraberindeki yakınları ve arkadaşları Kerbela’da şehit edilmiştir. Bu elim hadise, İslam tarihinde büyük bir üzüntüye neden olmuş, adalet, sabır ve hakikat mücadelesinin sembollerinden biri hâline gelmiştir.
Kerbela olayı, Müslümanlara birlik, kardeşlik, adalet ve zulme karşı durmanın önemini hatırlatmaktadır.
Aşure Günü Orucu ve İbadetler
Peygamber Efendimiz, Muharrem ayının onuncu günü oruç tutmayı tavsiye etmiştir. İslam âlimleri, Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu günlerinde veya onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulmasının daha faziletli olduğunu ifade etmektedir.
Muharrem ayında;
- Oruç tutmak,
- Kur’an-ı Kerim okumak,
- Dua ve istiğfar etmek,
- Sadaka vermek,
- İhtiyaç sahiplerine yardım etmek,
- Akrabalık ve komşuluk bağlarını güçlendirmek
önerilen ibadetler arasında yer almaktadır.
Aşure, Paylaşmanın ve Kardeşliğin Simgesi
Yüzyıllardır sürdürülen aşure geleneği, toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerinden biri olarak görülmektedir. Evlerde hazırlanan aşureler komşulara, akrabalara ve ihtiyaç sahiplerine ikram edilmekte, paylaşma kültürü canlı tutulmaktadır.
Bir kazanda birleşen farklı malzemeler nasıl lezzetli bir aşureyi ortaya çıkarıyorsa, farklı düşünce ve kültürlerin de birlik ve kardeşlik içerisinde yaşayabileceği mesajı verilmektedir.
Muharrem ayı; sabrın, ibadetin, bereketin ve tefekkürün ayı olarak İslam dünyasında önemli bir yere sahiptir. Aşure Günü ise hem peygamberlerin hayatındaki önemli olayları hem de Kerbela’nın derin hüznünü içinde barındırmaktadır.
Bu mübarek günler; yardımlaşmayı artırmak, gönülleri birleştirmek, kırgınlıkları sona erdirmek ve manevi değerlere daha sıkı sarılmak için önemli bir fırsat olarak değerlendirilmektedir.
Muharrem ayının ve Aşure Günü’nün ülkemize, milletimize ve tüm İslam âlemine huzur, birlik, beraberlik ve bereket getirmesi temennisiyle…
Haber: Eğitimci Yazar Yalçın ÇELİK





