Anasayfa / Gündem / Fotoğraf Değil, Akademik Başarı Mezuniyetin Ölçüsüdür

Fotoğraf Değil, Akademik Başarı Mezuniyetin Ölçüsüdür

Eğitimci-Yazar Yalçın Çelik’ten üniversitelerde öğrenci hakları ve akademik etik üzerine değerlendirme

Üniversiteler, bilimin ışığında eğitim veren, hukukun üstünlüğünü esas alan ve öğrencilerin temel haklarını güvence altına alan yükseköğretim kurumlarıdır. Bir öğrencinin mezuniyet hakkı ise kişisel tercihlere değil, tamamen akademik başarıya ve ilgili mevzuatta belirlenen şartların yerine getirilmesine dayanır.

Lisans veya ön lisans eğitimini başarıyla tamamlayan, zorunlu derslerini geçen, staj ve diğer akademik yükümlülüklerini yerine getiren her öğrenci diplomasını almaya hak kazanır. Mevcut yükseköğretim mevzuatında, diploma tesliminin bir öğretim elemanı ile fotoğraf çektirilmesi şartına bağlandığına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.

Bu nedenle, mezuniyet sürecinde öğrencilerin kişisel tercihlerine saygı gösterilmesi büyük önem taşımaktadır. Fotoğraf çektirmek istemek ya da istememek tamamen bireysel bir karardır. Bu tercih, öğrencinin akademik haklarını etkileyecek bir unsur olarak değerlendirilmemelidir.

Akademisyenler, bilgi ve birikimleriyle öğrencilere rehberlik eden, topluma örnek olması beklenen kişilerdir. Bu nedenle görevlerini yerine getirirken yalnızca mevzuata değil, aynı zamanda akademik etik ilkelere, insan onuruna ve karşılıklı saygıya da bağlı kalmaları beklenir. Makamın veya akademik unvanın, öğrenciler üzerinde baskı oluşturacak şekilde kullanılmaması yükseköğretimin temel değerleri arasında yer almaktadır.

Bir öğrencinin mezuniyetinin ölçüsü, öğretim üyesiyle aynı karede yer alması değil; eğitim sürecindeki başarısı, bilgi düzeyi ve akademik yeterliliğidir. Fotoğraf, güzel bir hatıra olabilir; ancak diploma hakkının ön şartı hâline getirilemez.

Kamuoyuna yansıyan ve zaman zaman tartışma konusu olan benzer iddiaların doğruluğunun, ilgili kurumlar tarafından hukuki süreçler çerçevesinde açıklığa kavuşturulması önem taşımaktadır. Şayet mevzuata aykırı bir uygulama söz konusuysa, bunun idari mekanizmalar tarafından objektif biçimde değerlendirilmesi hem öğrenci haklarının korunması hem de üniversitelere duyulan güvenin güçlendirilmesi açısından gereklidir.

Üniversiteler; kişisel beklentilerin değil, bilimin, adaletin, eşitliğin ve özgür düşüncenin yaşatıldığı kurumlardır. Akademik başarıyı gölgede bırakacak hiçbir uygulama, yükseköğretimin temel ilkeleriyle bağdaşmaz. Öğrencilerin haklarına saygı gösterilmesi kadar, akademisyenlerin de mesleklerinin gerektirdiği etik sorumluluğu ve saygınlığı her şart altında koruması, üniversite kültürünün vazgeçilmez bir parçasıdır.

Eğitimci-Yazar Yalçın Çelik

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir