Srebrenitsa Soykırımı’nın Simgesi Olan Baba ve Oğlun Acı Hikâyesi Yürekleri Dağlıyor
Eğitimci Yazar Yalçın Çelik’in Kaleminden
Temmuz 1995: Avrupa’nın Ortasında Yaşanan Büyük İnsanlık Suçu
Temmuz 1995’te Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kentinde yaşanan katliam, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak hafızalara kazındı. Birleşmiş Milletler tarafından “güvenli bölge” ilan edilen Srebrenitsa, Bosnalı Sırp kuvvetlerinin saldırısıyla büyük bir trajediye sahne oldu. Günler içinde 8 binden fazla Boşnak erkek ve erkek çocuk sistematik biçimde öldürüldü. Uluslararası mahkemeler bu katliamı “soykırım” olarak tanımladı.
Bir Babanın Çaresizliği, Bir Evladın Son Yolculuğu
Katliam sırasında ormanlık alana sığınarak hayatta kalmaya çalışan genç Nermin Osmanović, Sırp askerlerinin kurduğu acımasız bir tuzağın kurbanı oldu. Esir alınan babası Ramo Osmanović’e, oğlunu çağırması hâlinde ikisine de zarar verilmeyeceği söylendi.
Çaresizlik içinde oğluna seslenen baba, verilen sözlerin doğru olduğuna inanmak istedi.
Babasının çağrısını duyan Nermin, saklandığı yerden çıkarak babasının yanına geldi. Ancak verilen güvence tamamen bir aldatmacaydı. Baba ile oğul, buluştukları anda acımasızca katledildi.
Yıllar Sonra Aynı Toplu Mezarda Bulundular
2008 yılında yapılan kazılarda Ramo ve Nermin Osmanović’in naaşları Srebrenitsa yakınlarındaki toplu mezarda yan yana bulundu. Bu acı gerçek, savaşın yalnızca canları değil, aileleri ve insanlığın ortak vicdanını da yok ettiğini bir kez daha ortaya koydu.
Saraybosna’daki Heykel İnsanlığın Vicdanına Sesleniyor
Saraybosna’daki Büyük Park’ta sanatçı Mensud Kečo tarafından yapılan anıt heykel, yalnızca bir baba ile oğlunun dramını değil; savaşın, nefretin, yalanın ve ihanetin insan hayatını nasıl geri dönülmez biçimde yok ettiğini simgeliyor. Her yıl binlerce kişi bu anıtın önünde durarak masum insanların yaşadığı acıları saygıyla anıyor.
Savaşın Kazananı Yoktur
Savaşlar; şehirleri yıkar, aileleri parçalar, çocukları yetim bırakır ve insanlığın ortak vicdanında onarılması güç yaralar açar. Srebrenitsa’da yaşananlar, barışın, adaletin ve insan haklarının ne kadar hayati olduğunu bütün dünyaya hatırlatmaktadır.
Bu acılar unutulmamalıdır. Çünkü unutulan her insanlık suçu, benzer felaketlerin yeniden yaşanma riskini artırır. Gelecek nesillere bırakılacak en büyük miras; kin değil, barış, kardeşlik ve insan onuruna duyulan saygıdır.
Saraybosna’daki sessiz heykel, bugün de tek bir gerçeği haykırmaktadır:
“Savaşın kazananı olmaz; kaybedeni ise daima insanlıktır.”
Haber: Eğitimci Yazar Yalçın Çelik





