Nevzat AKSOY
Değerli okuyucularımız,
İnsanoğlunun en büyük yanılgılarından biri, sahip olduklarını kendisinden bilerek kendini büyük, üstün ve dokunulmaz zannetmesidir.
Oysa insan ne kadar zengin olursa olsun, ne kadar makam sahibi olursa olsun, ne kadar güçlü ve itibarlı görünürse görünsün; nihayetinde toprağın altına girecek olan bir kuldur.
Gerçek anlamda büyük olan yalnızca Allah’tır.
Ne servet insanı kurtarır, ne makam, ne şöhret, ne soy, ne mevki, ne de insanların alkışları…
Bugün insanların önünde yürüyen, kendisini herkesten üstün gören, parasıyla övünen, makamıyla kibirlenen, insanları küçümseyen nice kimseler vardır.
Kendisine verilen nimeti bir imtihan değil, bir üstünlük belgesi zannedenler vardır.
Fakiri hor gören, garibi küçümseyen, kendisinden aşağı gördüğü insanlara tepeden bakanlar vardır.
Fakat unutulmamalıdır:
İnsanı yükselten malı değil, ahlakıdır.
İnsanı değerli kılan makamı değil, takvasıdır.
İnsanı büyük yapan insanların alkışı değil, Allah katındaki değeridir.
Kibir, insanın gözünü öyle kör eder ki kişi kendi kusurlarını göremez; başkasının kusurunu büyüte büyüte kendisini kusursuz zannetmeye başlar.
Bir müddet sonra kendisini bulunmaz sanır.
İnsanları beğenmez.
Nasihat kabul etmez.
Özür dilemeyi zayıflık sayar.
Tevazuyu küçüklük zanneder.
İşte insanın düşüşü de çoğu zaman tam burada başlar.
Firavun’un Sonunu Unutanlara!
Kendini dünyanın hâkimi zanneden Firavun, kibir ve zulmün en çarpıcı ibretlerinden biridir.
Gücüne güvendi.
Saltanatına güvendi.
Ordusuna güvendi.
İnsanların kendisine boyun eğmesine güvendi.
Öylesine büyüklük tasladı ki haddini aştı ve kendisini ilahlaştıracak kadar ileri gitti.
Peki sonunda ne oldu?
Saltanat geride kaldı.
Ordular geride kaldı.
Saraylar geride kaldı.
Güç ve kudret geride kaldı.
Geride yalnızca ibretlik bir son kaldı.
Demek ki insanın “Ben güçlüyüm!” demesi, gerçekten güçlü olduğu anlamına gelmiyor.
Demek ki insanın “Ben büyüğüm!” demesi, onu gerçekten büyük yapmıyor.
Demek ki insanların önünde eğilmesi, insanı Allah katında değerli kılmıyor.
Çünkü gerçek büyüklük Allah’a aittir.
Bugün kibirle yürüyenler, yarının toprağını unutmasınlar.
Bugün insanları küçük görenler, yarın kendilerinin de aynı toprağa gireceğini hatırlasınlar.
Bugün makamına güvenenler, makamların gelip geçici olduğunu bilsinler.
Bugün servetine güvenenler, servetin kefene cep dikemeyeceğini unutmasınlar.
Bugün insanları hor görenler, bir gün kendilerinin de hesaba çekileceğini düşünsünler.
Kibir İnsanı Büyütmez; Küçültür!
Bazı insanlar vardır…
Bir miktar para kazanır, kendisini dünyanın efendisi zanneder.
Bir makam elde eder, insanlara tepeden bakmaya başlar.
Biraz itibar görür, kendisine yapılan iyilikleri unutup başkalarını küçümser.
Bir çevre edinir, yanında olmayan herkesi değersiz görür.
Biraz güzellik, güç, şöhret veya imkân elde eder ve sanki bunları kendisi yaratmış gibi davranır.
Oysa bugün elinde olan, dün elinde değildi.
Ve yarın elinde olup olmayacağını da bilmiyorsun!
Sana verilen servet bir anda gidebilir.
Makamın bir günde elinden alınabilir.
Şöhretin unutulabilir.
Gücün tükenebilir.
İnsanların sana olan ilgisi bitebilir.
Ve bütün bunlardan sonra geriye yalnızca sen ve amellerin kalırsın.
İşte asıl mesele budur.
İnsanların sana nasıl baktığı değil, Allah’ın seni nasıl gördüğüdür.
Dünyada ne kadar alkışlandığın değil, hesap gününde neyle karşılaşacağındır.
Tevazu Zayıflık Değil; Asıl Büyüklüktür
Alçakgönüllü olmak küçülmek değildir.
İnsanlara saygılı davranmak eziklik değildir.
Fakirin yanında oturmak, garibin hâlini sormak, küçük gördüğün bir insanı dinlemek seni küçültmez.
Bilakis insanı insan yapan en güzel hasletlerden biri tevazudur.
Gerçekten büyük insanlar, büyüklüklerini ispatlama ihtiyacı duymazlar.
Çünkü güneşin doğduğunu ilan etmeye ihtiyacı yoktur.
Gerçek büyüklük sessizdir.
Gerçek asalet gösterişsizdir.
Gerçek zenginlik gönüldedir.
Gerçek makam kulluktadır.
Gerçek güç ise nefsine hâkim olabilmektir.
Kendini sürekli öven, herkese üstünlük taslayan, insanları küçümseyen kimse aslında ne kadar büyük olduğunu değil, ne kadar eksik olduğunu gösteriyor olabilir.
Bu yüzden kendisini herkesten büyük görenlere bir hatırlatmamız var:
Aynaya Baktığınız Kadar Toprağa da Bakın!
Bugünkü hâlinize bakıp gururlanırken yarınki hâlinizi düşünün.
Bugün insanların sizi alkışlamasına aldanmayın. Çünkü insanın gerçek değeri, alkışlayanların sayısıyla ölçülmez.
Bugün sahip olduklarınızla böbürlenmeyin. Çünkü size verilen her nimet aynı zamanda bir imtihandır.
Ve sakın unutmayın:
Malınız sizi Allah’ın huzurundaki hesaptan kurtaramaz.
Makamınız sizi ölümden kurtaramaz.
Şöhretiniz sizi kabirden kurtaramaz.
Gücünüz sizi hesaptan kurtaramaz.
Son Söz: Kendini Büyük Sananlara
Ey kendisini herkesten üstün gören insan!
Bir gün seni de toprak bekliyor.
Ey servetiyle gururlanan insan!
Bir gün sahip olduklarının hiçbirini yanında götüremeyeceksin.
Ey makamıyla insanları küçümseyen insan!
Bir gün makamın bitecek.
Ey insanları hor gören insan!
Unutma; hor gördüğün insan belki Allah katında senden çok daha değerlidir.
Ey kendisini vazgeçilmez zanneden insan!
Senden önce de nice “vazgeçilmez” insanlar vardı.
Sarayları vardı.
Servetleri vardı.
Adamları vardı.
Güçleri vardı.
İnsanlar önlerinde eğiliyordu.
Ama bugün birçoğunun adı bile hatırlanmıyor.
Çünkü dünya hiç kimseye kalmadı.
Ne krallara…
Ne zenginlere…
Ne zalimlere…
Ne makam sahiplerine…
Ne de kendisini dünyanın sahibi zannedenlere…
Öyleyse gel, daha fazla kibirlenmeden kendimize gelelim.
İnsanları küçümsemek yerine gönül kazanalım.
Övünmek yerine şükredelim.
Büyüklenmek yerine tevazu gösterelim.
Kırmak yerine onaralım.
Hor görmek yerine merhamet edelim.
Çünkü bu dünya kibir gösterme yeri değil, imtihan yeridir.
Ve unutmayalım:
“Büyüklük Allah’a Mahsustur.”
İnsan için en büyük şeref, zengin görünmek değil; ahlaklı olmaktır.
En büyük makam, insanların önünde yükselmek değil; Allah’ın huzurunda başını eğebilmektir.
En büyük servet, kasadaki para değil; temiz bir kalptir.
En büyük güç, başkalarını ezmek değil; nefsini yenebilmektir.
En büyük zafer, insanları kendine hayran bırakmak değil; Allah’ın rızasını kazanabilmektir.
Kendinizi büyük görmeyin.
Çünkü insan ne kadar yükselirse yükselsin, son durağı yine topraktır.
Asıl mesele, toprağın üstünde ne kadar büyük göründüğünüz değil;
toprağın altında nasıl bir kul olarak yatacağınızdır.
Bugün sahip olduklarınızla kibirlenmeden önce bir kez olsun ölümü düşünün.
Bugün bir insanı küçümsemeden önce onun Allah katındaki yerini düşünün.
Bugün makamınızla övünmeden önce, o makamın size emanet olduğunu hatırlayın.
Ve bugün aynaya bakıp kendinizi beğenirken, yarın o aynaya bakamayacağınızı unutmayın.
Çünkü hayat kısa…
Makam geçici…
Servet emanet…
Şöhret unutulmaya mahkûm…
Güç tükenici…
Ama yapılan iyilik de, yapılan kötülük de insanın peşini bırakmayacaktır.
Öyleyse kibri bırakın, tevazuya sarılın.
İnsanları küçümsemeyi bırakın, gönül kazanın.
Dünyaya güvenmeyi bırakın, Allah’a güvenin.
Çünkü sonunda herkes aynı soruyla karşı karşıya kalacaktır:
“Sana verilenlerle ne yaptın?”
İşte o gün ne paran konuşacak, ne makamın, ne şöhretin, ne de seni alkışlayan kalabalıklar…
O gün yalnızca amellerin konuşacak.
Vesselam.
Nevzat AKSOY




