Anasayfa / Genel / Yengice Sesleniyor… Köylerinize Dönün, Çünkü Toprak Kimliğimizdir!

Yengice Sesleniyor… Köylerinize Dönün, Çünkü Toprak Kimliğimizdir!

Takdir edilmeyi hak eden bir görüntüde, Yengice köyünden bir genç, köylülerine seslenerek onları köylerine geri dönmeye davet etti. Bu çağrı, yalnızca doğup büyüdükleri topraklara duyulan bir özlemden ibaret değildir. Aynı zamanda toprağa sahip çıkma, kimliği koruma ve atalarımızdan miras kalan kültürel değerleri yaşatma çağrısıdır.

Köylerde yaşayan insanların iş, eğitim ve daha iyi yaşam koşulları arayışıyla şehirlere göç etmeleri, bazen hayat şartlarının kaçınılmaz bir sonucudur. Ancak asıl endişe verici olan, geçici olarak başlayan bu göçün kalıcı bir kopuşa dönüşmesidir. Çünkü köyler sakinlerinden boşaldıkça insanların topraklarıyla, evleriyle ve ortak geçmişleriyle olan bağları da zamanla zayıflamaktadır.

Türkmen köyleri yalnızca evlerden ve tarlalardan ibaret değildir. Onlar, milletimizin tarihinin, hafızasının ve nesiller boyunca süregelen varlığının ayrılmaz bir parçasıdır. Ailelerimiz bu köylerde yetişmiş; dilimiz, lehçemiz, türkülerimiz, örf ve âdetlerimiz bu topraklarda korunmuştur. Atalarımızın hatıraları ve hikâyeleri bu köylerden doğarak nesilden nesile aktarılmıştır.

Bu köyler insanlarıyla birlikte yaşamaya devam ettikçe köklerimiz daha da güçlenecek, kimliğimiz şekillendiği topraklarda varlığını sürdürecektir.

Köylere dönüş çağrısı, herkesin şehirlerdeki işini ve geçim kaynaklarını bırakması anlamına gelmemektedir. Asıl amaç, köylerin hayatımızın canlı bir parçası olarak kalmasını sağlamaktır. Evlerimizi yeniden onarmak, topraklarımızı değerlendirmek, ailelerimize ait mülkleri korumak, çocuklarımızı köylerimize götürmek ve uygun şartlar oluştuğunda buralarda yaşamayı teşvik etmek önemlidir.

Elbette bu sorumluluk yalnızca köy halkının omuzlarına yüklenemez.

Devletin de su, elektrik, yol, okul ve sağlık merkezleri gibi temel hizmetleri sağlaması, tarımı desteklemesi ve istihdam imkânları oluşturması gerekmektedir. Çünkü yaşamın temel ihtiyaçlarından yoksun köylere insanların dönmesini istemek tek başına yeterli değildir. Dönüş çağrıları, köylerde yaşamayı mümkün ve cazip hâle getirecek somut adımlarla desteklenmelidir.

İşte Yengiceli o gencin girişimi bu bakımdan büyük önem taşımaktadır.

Belki elinde bir devlet yetkisi veya yatırım projesi yoktur. Ancak köyüne ve toprağına bağlılığını dile getiren samimi bir sesi vardır. Bu sesiyle dikkatleri üzerinde durulması gereken önemli bir meseleye çekmeyi başarmıştır.

Bazen değişim, kısa bir video, içten söylenmiş birkaç söz veya köyüne gönülden bağlı bir gencin başlattığı girişimle mümkün olabilir.

Türkmen köylerimizde nüfusumuzun artması, topraklarımıza sahip çıkılması ve kültürel mirasımızın korunması yalnızca bir kişinin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Bu sorumluluk; ailelere, siyasetçilere, sivil toplum kuruluşlarına, aydınlara, iş insanlarına, kurumlara ve toplumun önde gelen şahsiyetlerine düşmektedir.

Çünkü üzerinde kendi insanlarının yaşamadığı topraklarla olan bağ zamanla zayıflar. Evlatlarından uzak kalan bir köy ise ruhundan ve hafızasından bir şeyler kaybeder.

Gelin, Yengice’yi bütün Türkmen köylerimiz için örnek bir başlangıç hâline getirelim.

Kerkük’ten Telafer’e, Tuzhurmatu’dan Türkmeneli’nin diğer bölgelerine kadar bütün köylerimizi kapsayan geniş bir çağrıya dönüştürelim.

Köylerimizi yeniden canlandıralım, dönüşleri teşvik edelim, evlerimize ve topraklarımıza sahip çıkalım, kültürel mirasımızı gelecek nesillere aktaralım.

Çünkü vatanlar yalnızca sözlerle korunmaz. Vatanı korumak, o topraklarda var olmak, üretmek, çalışmak ve toprağa gerçek anlamda bağlı kalmakla mümkündür.

Köylerinize dönün!

Hiç değilse önce ziyaret ederek başlayın.

Evlerinize yeniden hayat verin, topraklarınızı ekip biçin, çocuklarınıza köylerinizin isimlerini ve geçmişini öğretin.

Çünkü atalarının toprağını koruyan, milletinin hafızasını da korur. Köyünü insanlarıyla birlikte yaşatan ise gelecek nesillerinin varlığına ve geleceğine katkıda bulunur.

Yengice yalnızca bir köy değildir…

O, köklerimizdir, kimliğimizdir, hafızamızdır ve evlatlarının omuzlarında
taşıdığı tarihî bir emanettir.

Ali Mehdi Sadık
Kerkük
17 Ekim 2026

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir