Türkiye, 27 Aralık 1939 gecesi tarihinin en büyük felaketlerinden biriyle sarsıldı. Saat 01.57’de merkez üssü Erzincan olan ve 7,9 büyüklüğünde kaydedilen deprem, yalnızca bir şehri değil, bir milletin yüreğini derinden yaraladı. Kışın en sert günlerinde yaşanan bu büyük sarsıntı, on binlerce canı toprağa verdi, binlerce aileyi o gece yuvasız bıraktı.
Bir Şehir Yerle Bir Oldu, Bir Millet Kenetlendi
Depremin ardından Erzincan adeta enkaz yığınına döndü. Evler, kamu binaları, ibadethaneler ve yollar büyük ölçüde yıkıldı. Soğuk, kar ve imkânsızlıklar, yaşanan acıyı daha da derinleştirdi. Resmî kayıtlara göre yaklaşık 33 bin vatandaşımız hayatını kaybetti, on binlerce kişi yaralandı. O gece yalnız Erzincan değil; çevre iller de sarsıntının yıkıcı etkisini hissetti.
Ancak bu büyük acının içinde Türk milletinin dayanışma ruhu bir kez daha ortaya çıktı. Yurdun dört bir yanından yardım konvoyları yola çıktı, Mehmetçik enkaz başında görev aldı, doktorlar ve gönüllüler zorlu şartlara rağmen bölgeye ulaştı. Millet, acıyı paylaşarak azaltmanın en güçlü örneklerinden birini sergiledi.
Deprem Gerçeğiyle Yüzleşme
1939 Erzincan Depremi, Türkiye’ye deprem gerçeğini acı bir şekilde hatırlattı. Bu felaket, ilerleyen yıllarda afet yönetimi, yapı güvenliği ve şehir planlaması konusunda önemli adımların atılmasına vesile oldu. Her yıkılan bina, her kaybedilen can; bilimin, tedbirin ve sorumluluğun ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi.
Unutmadık, Unutmayacağız
Aradan geçen yıllara rağmen Erzincan’da yaşanan o kara gece, milletimizin ortak hafızasında tazeliğini koruyor. 27 Aralık 1939’da hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, deprem gerçeğine karşı bilinçli ve hazırlıklı olmanın bir zorunluluk olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Bu topraklarda yaşanan her acı, bizlere birlik olmanın ve geleceği daha güvenli inşa etmenin sorumluluğunu yüklemektedir.
Allah, milletimizi her türlü afetten korusun.







