Cumhuriyet’in Havacılık Hamlesi: Millî Üretim İçin İlk Adımlar
Türkiye, Cumhuriyet’in ilk yıllarında yalnızca siyasi ve ekonomik alanda değil, savunma ve havacılık sanayisinde de dikkat çekici bir vizyon ortaya koydu. 1935 yılında dönemin Başbakanı İsmet İnönü öncülüğünde, Türk Hava Kurumu’nun gelirlerini artırmak amacıyla “Hava Tehlikesini Bilenler” adıyla başlatılan yardım kampanyası, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Kampanya kapsamında yapılan bağışlar, millî havacılık hedeflerine duyulan toplumsal desteği gözler önüne serdi.
Nuri Demirağ’ın Tarihî Çıkışı: “Uçak Fabrikası Kurmalıyız”
Kampanyaya destek veren isimlerden biri olan iş insanı Naci Demirağ, Türk Hava Kuvvetleri’ne üç uçak bağışladı. Ancak Demirağ ailesinin en büyük ferdi olan Nuri Demirağ, bu yaklaşımın yeterli olmadığını savundu. Nuri Demirağ, Türkiye’nin dışa bağımlılıktan kurtulmasının yolunun bağışlarla değil, doğrudan üretimle mümkün olacağını dile getirerek, yerli bir uçak fabrikası kurulması gerektiğini vurguladı.
Beşiktaş’ta Başlayan Millî Havacılık Serüveni
Nuri Demirağ, sözlerini kısa sürede somut adımlara dönüştürdü. 1936 yılının Eylül ayında İstanbul Beşiktaş’ta bir uçak atölyesi kurarak Türkiye’nin yerli uçak üretim sürecini başlattı. Bu girişim, Türk Hava Kurumu’nun da dikkatini çekti. Kurum, 22 Ocak 1937 tarihinde Nuri Demirağ ile 10 adet eğitim uçağı ve 60 adet planör üretimini kapsayan bir sözleşme imzaladı.
Atölyeden Fabrikaya: Hızla Büyüyen Bir Yatırım
Yapılan anlaşma, Nuri Demirağ’ın yatırımlarını genişletmesine zemin hazırladı. Beşiktaş’taki atölye kısa sürede bir uçak fabrikasına dönüştürüldü. Yerli mühendisler ve teknik kadrolar eliyle yürütülen çalışmalar, Türkiye’nin havacılık alanında kendi imkânlarıyla neler başarabileceğini göstermesi bakımından büyük önem taşıdı.
Talihsiz Kaza ve Sürecin Kesintiye Uğraması
Ancak millî havacılık yolculuğu beklenmedik bir gelişmeyle sekteye uğradı. Fabrikanın başmühendisi Selahattin Reşit Alan, üretilen uçaklardan biriyle Eskişehir’e inişi sırasında meydana gelen kazada hayatını kaybetti. Bu acı olay, kamuoyunda ve kurumlar arasında tartışmalara neden oldu. Yaşanan kazanın ardından Nuri Demirağ ile Türk Hava Kurumu arasında imzalanan sözleşme yeniden değerlendirmeye alındı ve bir süre sonra iptal edildi.
Tarihî Bir Miras: Yerli ve Millî Havacılığın Temelleri
Her ne kadar süreç yarım kalmış olsa da Nuri Demirağ’ın girişimi, Türkiye’nin yerli ve millî havacılık sanayisi açısından tarihî bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti. Bugün atılan savunma sanayii adımları daha kuvvetli ve başarılı olarak aksamadan devam etmektedir. Yarım kalan projeler güçlü devlet desteği ile daha başarılı bir şekilde aksaklık olmadan sürdürülmekte ve uluslararası düzeyde öncü olmaktadır.







